Ya Sen Olsaydın!

Suriye’deki iç savaşın başlamasının üzerinden sekiz yıl geçti. Ancak savaştan kaçarak Türkiye’ye gelen Suriyeli mülteciler için hâlâ yeterli hukuki ve sosyal entegrasyon sağlanamadı. Bu durum, onların yaşamak için temel gereksinimlere ulaşmasına engel olurken, bir yandan da iki toplum arasındaki mesafeyi daha da açıyor. Bu tür örnekleri sosyal medyada, basında sık sık görüyoruz.  Ancak yanlış bir bilginin “sürekli olarak” tekrar edilmesi, onun doğru bilgi olarak kabul etmesine sebep olmamalı. Sosyal medya kullanıcıları genel olarak “çok sayıda RT almış” ya da beğenilmiş bir içeriğin “yanlış olamayacağı” düşüncesindedir. Çok sayıda kişi paylaştığı için bu yanlışa ortak olup olmadığı konusunda bir endişeye kapılmaz. Oysaki her zaman sosyal medyanın bizi yanılttığına şahit oluyoruz.

Buna rağmen karşımıza çıkan bilgilere koşulsuz bir şekilde inanmaya devam ediyor ve hiç sorgulamadan paylaşıyoruz. Şunu görmek gerekir:  Hiç kimse isteyerek kendi ülkesini t erk edip mülteci olmayı göze almaz. Aksi halde “Bülbülü altın kafese koymuşlar. Ah vatanım, ah vatanım demiş” sözü kabul görmezdi… Dünya, mülteci meselesini kalıcı olarak halletmek istiyorsa bütün dünya için, bütün insanlık için hak, hukuk ve adalet talep etmeli. Âdil bir ülkede kim yaşamak istemez?