Dokumalara İşlenen Çığlık

 

Tanıdık bir hikaye Suna’nınki; 15 yaşında kendinden büyük adamla evlilik, şiddet, baskı. Töreler, çocuklar, Suna’nın sorunlarına sırtını dönen aile büyükleri

İki kez sığınma evi, bir kez baba evi, birkaç kez sokakla kesişmiş yolu. Toplum yok saymış yaşadıklarını, arkadaşları, akrabaları, komşuları, devletin hakimi, savcısı

Bakmış kimsenin bir şey yapacağı yok hayatının iplerini eline almayı öğrenmiş, çalışmış, üretmiş, okumuş, sorgulamış

 

Tüm Sunaları ve on beş yaşındaki kız çocuklarını mahallelerde de koruyamadık, köylerde de ve bugün kentlerde de koruyamıyoruz. Ne coğrafya kader oysa, ne cinsiyet, ne sınıf, ne de ırk. Sadece etrafımıza dikkatle bakmamız, zulme uğrayanın yardımına koşmamız gerekiyor, o kadar. Bugün büyük şehirlerin karanlığında boğulup giden çocukların, kadınların, delilerin, aykırı ve farklı olanların yanında durmaktan ve büyük ikiyüzlülüğün perdesini yırtıp, “Kral çıplak” diyen çocuğun samimiyetine sahip olmaktan başka bir şey kurtaramaz bizi.

Çünkü biz büyürsek zulüm küçülür.